Takvim Gazetesi 29 Mayıs 2010
Çin Sendromu
Çin, dünyanın
en yüksek rezerv tutan ülkesi. 2.4 trilyon dolarlık döviz rezervinin yüzde 70'i ABD doları, geri kalan bölümü ise
euro ve az da olsa diğer döviz cinsinden oluşmakta. Buradaki en büyük risk; eğer Çin
eurodan çıkmaya karar verirse ne olacak? Çin'in, yıllardır döviz rezervinin temelini dolar oluştursa da, rezervi çeşitlendirmek adına önemli miktarda
Euro Bölgesi'ne ait tahvilleri de tutmakta. Ancak, doların
euro karşısında güçlü seyrini koruması
,
Avrupa
ekonomisinde devam eden bütçe açıkları, Çin'in döviz rezervinde değişikliklere gidebileceğini göstermekte. Çin böyle bir karar alırsa
euro ve
Avrupa açısından sonun başlangıcı olacaktır. >>>>>
Takvim Gazetesi 26 Mayıs 2010
BDDK Tombul Kedi İstemiyor
BBDK bankacılıktaki oligopolistik piyasa
yapısının önlenmesi üzerine uzun süredir
çalışmakta. Tartışılan nokta ise mevduatın, aktiflerin ve kredilerin 3-5 büyük bankada yoğunlaşması. Tam rekabet
piyasası gerçekte ulaşılmak istenen ideal
piyasayı ifade etmekte. Sonsuz sayıda alıcının ve satıcının olduğu bu
piyasada hiçbir alıcı ve satıcı
piyasayı etkileyecek güce sahip değil.
Piyasaya giriş çıkış serbest. Bankacılıkta ise böyle bir
piyasa yapısını oluşturabilmek oldukça zor.
Piyasaya giriş ve çıkış kamu kontrolünde
. Bankacılıkta yeterli özkaynağa sahip olmanız istenir. Ortaya zarar çıksa dahi
piyasanın dışına hemen çıkmanız mümkün değil. Bankaları özel
kılan bu durum mevduat sahiplerinin varlığıdır. Bugün için üzerinde tartışılan banka başına mevduat, kamu bankalarına sınır
getirilmesi gibi önlemleri uygulamak oldukça zor gözükmekte. >>>>>
Takvim Gazetesi 20 Mayıs 2010
Komşudaki Krizin Sorumlusu ABD mi?
Yunanistan Başbakanı Papandreu, hafta başı yaptığı açıklamada ülkesindeki krizin baş aktörünün ABD yatırım bankaları olduğunu söylemişti. Bununla da yetinmeyip bu bankalara karşı dava açabileceklerini açıkladı. ABD bankaları gerçekten Yunanistan krizinin baş aktörü mü? Bu soruya 'hayır' demek gerekir. Burada Papandreu, ABD'li hedge fonların, Yunan tahvillerine karşı piyasalarda güvensizlik yaratarak risk primini çok yükselttiğini iddia etmişti. Bu duruma başka bir açıdan bakmak gerek. Yatırımcı güvensiz ortamı sevmez. Yatırımcı karar verirken, o anki kredibiliteye bakar. Ödeme gücünüze bakar. Yüksek borç ve ödeme zayıflığı gördüğü durumda tıpkı Yunan tahvillerinde olduğu gibi anında tepkiyi gösterir. Bu durum spekülatif hareketin aksine doğal sürecin sonucudur. Böyle bir durumun bir ispatı da güveni gördüğü anda pozisyonunu değiştirmesidir. IMF ve AB, Yunanistan'a desteğini açıklamasıyla tahvillerin risk primi hemen düştü.>>>>>
Takvim Gazetesi 15 Mayıs 2010
Almanya Neden Altın Topluyor
3
hafta önce
uluslararası piyasalarda ons
fiyatı 1.135
dolar olan altının fiyatı
geçtiğimiz
hafta 1.242
dolara çıkarak tarihi zirve yaptı. Altın
fiyatlarındaki yükselişte
Euro Bölgesi'ndeki kaygı verici gelişmeler önemli rol oynadı. Avrupa'da açıklanan 1 trilyonluk
pakete rağmen
yatırımcılar
Euro Bölgesi
devlet tahvillerinden kaçarak,
güvenli liman olarak gördükleri altına yöneldi. Altına olan talep son bir aylık gelişmenin sonucu değil.
Dünya Altın Konseyi verilerine göre, kıymetli madenlerde son doksan yılın en uzun rallisi yaşanmakta. Merkez Bankaları 1964 yılından bu yana en yüksek altın rezervlerine sahip. Başta Çin, Hindistan, Rusya ve son olarak Almanya altın rezervlerini hızla artıran ülkeler arasında. Son aylarda Yunanistan krizi ile yatıp kalkan Almanya II'nci Dünya
Savaşı sonrası yaşadığı yüksek enflasyonlu günlerdeki kâbusu tekrar görmemek için, altın rezervini
sürekli artırmakta. >>>>>
Takvim Gazetesi 8 Mayıs 2010
Türkiye'deki Yunan Bankalarının Durumu İyi
Son yıllarda bankacılık sektöründeki en önemli değişim sermaye yapısında yaşandı. Bugün toplam 49 bankadan oluşan sistem, 833.9 milyar TL'lik
aktif
büyüklüğe sahip. Yabancı bankaların aktif
içindeki payı 2009 yılı sonu itibarıyla yüzde 19.6 ve borsadaki yüzde 19.9'luk pay da eklendiğinde bu
oran yüzde 39.5'e ulaşmakta. Yabancı sermaye
oranı yüzde 50'yi aşan banka sayısı 17. Bu yapıyla sektörde rekabet kuralları
yeniden yazılırken, BDDK ise yeni
yapının
yeni risklerini yönetmek zorunda.>>>>>
Takvim Gazetesi 5 Mayıs 2010
Enflasyonun Kaderini Merkez Belirleyecek
Piyasalar, açıklanan rakamları beklentilerin üzerinde ve şaşkınlıkla karşıladı. Ancak
2010 yılında TÜFE ve ÜFE oranlarının
dalgalı bir seyir izlemesine alışmamız gerekmekte. İç talepte
ilk 4 aydaki toparlanma dikkat çekici. Ancak rakamlardaki artışın tek nedeninin talep kaynaklı olduğunu söylemek zor. 2009 yılında talebe bağlı olarak emtia ve enerji fiyatlarındaki
düşüşler yaşanmıştı. Bu durum enflasyonun düşük seyrinde önemli rol oynadı. Bugün ise koşullar değişti. Emtia ve enerji
fiyatlarında artışlara, vergiler ve tarımsal ürünlerdeki artışlar da eklenince mevcut durum ortaya çıktı.>>>>>
Takvim Gazetesi 2 Mayıs 2010
Roubini'nin 10 Yıl Geciktirebilir!
Krizin başlangıcından bu yana krizin seyrine ilişkin çok
farklı senaryolar söylendi. Ancak yine arasından en dikkat çekici olanı Nouriel Roubini'nin küresel ekonomisinin
bir borç krizi ile karşı karşıya kalabileceği görüşüydü. Kriz sürecinde iyiden iyiye artan
kamu borçları,
finansal krizin giderek bir borç krizine dönüşme
riskini artırdı. Hiç kuşkusuz 'bundan sonra ne olacak?' sorusunun cevabı çok açık. 1998 yılında borç krizi yaşayan Rusya, 1999 yılında Ekvador ve 2001 yılında Arjantin moratoryum ilan ederek borçlarını ödemeyi
ertelediklerini açıklamışlardı.Moratoryum ilan etmek son çare. Bu çareye başvuran ülkelerin tekrar toparlanması yıllar alabilmekte. Her ülke petrol üreticisi olmaları nedeniyle toparlanma süreci hızlı olan Rusya ve Ekvador kadar şanslı olamamakta.>>>>>
Takvim Gazetesi 28 Nisan 2010
Yunanistan'ın Ateşi Avrupayı Yakabilir
Yunanistan ekonomisinde
yaşanan çöküşün önlenememesi daha büyük
felaketlere yola açabilir. Sorun sadece Alman
yatırımcılarının
riskleri değil,
euro alanının geleceği tehdit altında. Şu an uygulanan acı reçete, Yunanistan
ekonomisini sosyal felaketlerin eşiğine getirmiş durumda. Öyle bir
ekonomi düşününki 300 milyar
euroluk borcunuz var. Bütçeniz açık vermekte. Resesyondasınız ve bütçe
gelirleri gerilemiş durumda. Yunanistan şuan
piyasalardan borçlanabilmek için çok yüksek maliyetlere katlanmakta. Yıllık yüzde 5 faiz gibi destek
paketleri ve ihraç ettiği kısa vadeli tahvillere karşılık bunu 3.65 ile geri
ödemek zorunda kalacak olması, bir ülkenin geleceğinin ipotek altına girmesine yeterli olacaktır. Sanırım ne
Avrupa Birliği'nin 30 milyar dolarlık yardım
paketi, ne de 10 milyar dolarlık IMF desteği bu ateşi söndürecek gibi gözükmekte
Takvim Gazetesi 24 Nisan 2010
Konut Piyasasının İstikrar Kazanması Şart
Krizle birlikte dünya konut piyasasında yaşanan büyük deprem sonrası ekonomide çıkışın sinyali de piyasalardan gelecek iyi haberlere bağlı. Ancak konut piyasasının kendine özgü işleyişi nedeniyle uzun dönemde bir denge sağlamak oldukça zor. Özellikle farklı bölgelerde farklı tipteki konutlar hiç de homojen olmayan bir piyasa yapısını ortaya çıkarmakta. Konut arzının belirleyicisi sadece yeni konutlar değil aynı zamanda yenilenen konutlar. Konutta dengeyi güçleştiren diğer bir unsur da kişilerin gelirleri dışında finansman olanaklarının belirleyici olması.>>>>>
|